Archive for the ‘Kültürel’ Category
Inception (Başlangıç)
Ağustos 13th, 2010 Posted 00:30

Şimdiye kadar izlediğim tüm filmler arasında ilk 3e girdi Inception!
Konusunu çok anlatamayacağım. Yani anlatılmaz yaşanır diyebileceğim bir film =) izlemezseniz çok şey kaçırırsınız o kadar söylüyorum, mutlaka izleyin
Afişte silahlar ve takım elbiseli birtakım karanlık insanları görünce sürükleyici bir ajan filmi olduğunu düşündüm. Salt, Knight&Day gibi bir şey bekliyordum. Ama bizi şaşırttı. İnsanın zihnini, bilinçaltını ve rüya görme hadisesini temel alan, süper sürükleyici, sürprizlerle dolu, hem aksiyon içerikli hem duygusal, zekice yerleştirilmiş obje ve fenomenlerden oluşan, üstelik gizli dokundurmalarda bulunan* harika bir yapım olmuş.
Oyunculuklar zaten muhteşem, Leonardo Dicaprio yine hayal kırıklığına uğratmadı beni. (Bu arada şu mimar kız Juno filmindeki kız değil mi, yanlış mı düşündüm?) Sabah kalktığınızda şu an rüyada mıyım yoksa gerçek mi diye düşünme ihtimaliniz yüksek
Son olarak; filmle ilgili ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz ve izlerseniz kesinlikle pişman olmazsınız =)
*Titanic’teki bir sahneye dokundurma yakaladık
Posted in Kültürel
Tutulma (Eclipse)
Ağustos 1st, 2010 Posted 00:06

Tu-tul-ma-ya giiittiiiimm!!!
Evet nihayet oldu =) fakat karar verdim bu filmde bir lanet var! Yani hiç olmazsa bana karşı.
Filme gitme, bilet alma gibi aşamalarda bir sorun yaşamadım çok şükür. Yalnız bitmesine birkaç dakika kala ekranda alev rengi bir şey belirdi ve bütüüün ekranı kapladı! Meğer bant yanmış
neyse Allah’tan görmeye değer bir şey kalmamıştı-kardeşim geri kalanı anlattı. Ama ilk defa başıma böyle bir şey geliyor! Takip etsenize yahu, ne demek bandın yanması…
Her neyse, filmi beğendim. Yeni Ay filminden daha güzeldi, özellikle Jasper, Rosalie ve Taha Aki’nin geçmişlerini göstermeleri çok hoşuma gitti. Etkilendim =)
Filmde Jacob ve Bella’nın saçma ötesi yakınlaşmasına tanık oluyorsunuz, Edward da buna pek sesini çıkarmıyor. Bu açıdan filmi kitaptan daha az sinir bozucu buldum. Çünkü kitapta Edward bir de bu durumda Bella’ya hak veriyordu. “Tabi ki ona karşı bir şey hissedebilirsin.” falan… (!)
Daha fazla anlatacak bir şey yok. Zaten uyarlama film. Zaten bir serinin üçüncüsü… İlk iki filmi izlemeden 3.den pek bir şey anlamazsınız. Kitapları okumadan filmler de sıkıcı gelebilir. Ama güzeldi işte hakkını yemeyelim =)
Posted in Kültürel
“Umudunu Kaybetme” Filmi
Temmuz 25th, 2010 Posted 23:00

Filmlerden gidiyorum hep ama bu kadar duygu yüklüyken yazmadan geçemeyeceğim ![]()
Bir arkadaşım vermişti, izlemem için. Neymiş bu diye açtım izlemeye başladım.
Tam da hayatın anlamı ve yaşananların tuhaflığı üzerine düşündüğüm günlerde benim için oldukça ilgi çekici oldu.
Yatacak bir yatağımızın ve yiyecek bir tabak çorbamızın olması o kadar büyük bir nimet ki! Ömrümüzü başımız secdede geçirsek bile, bunun için şükretmiş sayılmayız. Bir de, bu iki önemli faktörün dışında şükretmemiz ve kıymetini bilmemiz gereken milyonlarca değere sahibiz.
Ne kadar şanslı olduğumuzun farkında mıyız peki?
Bazı insanların sırf o iki şeye sahip olabilmek için nelere katlandığını biliyor muyuz?
Geçenlerde bir yerde bir söz gördüm. “Başınıza gelen dertler başkaları için nimet olabilir” diye. Ne kadar doğru değil mi? Açıkçası kendi adıma utandım filmi izleyince. Farklı birçok noktadan yakaladı beni, kendimi sorguladım.
Beni en çok “şükür ve kıymet bilme” meselesiyle etkilemiş oldu ama “babalık, evlat sevgisi ve umut” denen kavramların ne olduğunu da bir şekilde görmüş oldum.
Çok beğendim, izlerseniz siz de çok beğenirsiniz eminim =)
Posted in Kültürel
Knight & Day
Temmuz 24th, 2010 Posted 23:24



Tema içime sinmediğinden siteye uğramak gelmiyor içimden pek :/ ama bu kadar ayrılık olmaz dedim ve bir filmle suskunluğumu bozmaya karar verdim
Bir türlü “Tutulma” filmine gidemedim! Yani o kadar istiyorum bu kadar mı denk gelmez
birinde, kardeşim ve ablamla gidecektim Toy Story’de karar kıldık =) (onun için de yazı yazabilirim belki), diğerinde de (dün) arkadaşlarımla sinemaya gittik ve ben Tutulma diye tuttursam da “Knight and Day” filmini istediler…
Film en başlarda kalitesiz gibi geldi bana. Gerçi iki başarılı oyuncu oynuyordu ama yine de başlarında amaçsızca (!) bir iki yeri eleştirdik. Sonrasındaysa film aldı götürdü bizi. Hem aksiyon hem komedi olduğu için oldukça kaptırdık kendimizi =) bazı sahneler haddinden fazla komikti. Hele Cameron Diaz’ın bir sahnesi vardı, son zamanlarda o kadar güldüğüm hiçbir şey olmamıştır. Yerlere yattık deyim yerindeyse…
Oyunculuklar tabi ki çok güzel, sonlarda birleştirirler mi hikayeyle dediğim bazı ayrıntıları da gözden kaçırmamışlar hoş olmuş. Daha çok bilgi vermeyeyim, hem vizyonda, gidin izleyin derim fazlasıyla başarılı =)
Posted in Kültürel
Simyacı - Paulo Coelho
Şubat 27th, 2010 Posted 00:07

Böyle bir kitap beklemiyordum. Bu izlenime nasıl kapıldım bilemiyorum ama nedense modern zamanda geçen, hatta biraz bilimkurgu tarzı bir şeyler bekliyordum. Simya adı geçiyor ya ondan herhalde…
Santiago; evrenin ruhunu, insanın ruhunu, hayatı, gerçek hazinelerin neler olduğunu anlamak uğruna kendini yollara dökmüş bir genç. Romandaki her olay zekice yerleştirilmiş bir simge ve bu simgelerin oluşturduğu bütün, bizleri harika bir felsefi düşler denizinde yüzdürüyor.
Bence insanın kendini anlaması, evrendeki varlıkların dilini anlaması ve her nesnenin bir ruhu olabileceğine inanması uğruna, mutlaka okunması gereken bir kitap. Zaten incecik, hemen 1 saatte okunabilir =)
Romanları çok severim ama “soyut” olanlarının tadı bambaşka… Hele bir de ustaca kurgulanmışsa insana müthiş zevk veriyor. =)
Paulo Coelho, iyi bir yazar… Simyacı’nın okunmasını tavsiye ederim
Posted in Kültürel
Avatar (The Movie 2009)
Şubat 5th, 2010 Posted 23:41
![]()
Hakkında herhangi bir bilgim olmadığı, sadece ismini duyduğum zamanlardı. İtici buldum. Gelin görün ki, “Kim bilir ne biçim bir şeydir” fikrini tabiri caizse bana yutturan bir yapım olmuş. [Zaten ne zaman bir şeyden negatif elektrik alsam, sonradan onu çok seviyorum:) ] Görsel efektler güzel değildi, muhteşemdi! 3 boyutlu izlemenin zevki hele apayrı bir hava katmış. Oyunculuk harika, senaryo harika, mekânlar olağanüstü!

Filmin 3D kalitesi Türkiye’de biraz düşükmüş sanırım ama yine de birçoğumuzun bu karşılaştırmayı yapamayacağını düşünüyorum
Filmin bence 2.si de gelsin ama 11 yıl beklemeyelim
Neytiri bu sefer insan dünyasına geçiş yapabilsin falan, veya Jake ile yarı insan yarı Na’vi bir çocukları olsun, bu sefer de olay dünyada geçsin mesela :)) öykü benden devamı sizden arkadaşlar. Gerçi belki de 2.si geliyordur, projeler de hazırdır, belki çekiliyordur da (hazır bu kadar yol kat etmişlerken); ben araştırmadığım için hakkında bir bilgim yok.
![]()
Bu yoğunlukta, “izlemezsen olmaz” diyen bir iç ses yüzünden kendimi sinemanın kapısında buldum ve hiç pişman değilim. Gösterimden kalkmadan sizlerin de izlemesini şiddetle tavsiye ederim. 11 yıllık emeğe fazlasıyla değmiş ve bütün Oscarları da sonuna kadar hak ediyor. Ayrıca şimdiye kadarki en yüksek hâsılat rekorunu kırmış kendileri. İzlediğim en mükemmel filmlerden… Kaçırmayın derim
NOT: Çok harika fotoğraflar buldum filmle ilgili ama Photoshop’um olmadığı için boyutlarını küçültemedim ve yayınlayamadım burada. Böyle bir filmi fotoğraflarla anlatmanın zorluğu küçümsenemez; 3 boyutlu olduğundan, gerçeği bambaşka =)
Posted in Kültürel
“Kağıt Helva” Elif Şafak
Ocak 25th, 2010 Posted 00:40

Son okuduğum kitabından sonra Elif Şafak’la fikir olarak çok başka yollarda olduğumuzu, ama onun kalemine âşık olduğumu anlatmıştım… Beni etkileyen kelimelerin dansı, büyüsü…
Tam ben bu ayrıma vardığımı kesin olarak hissederken bu kitap çıktı =) Elif Şafak, benim kitaplarında hep altını çizdiğim, onlardan alıntı yaptığım kısımların çok büyük bir kısmıyla Kâğıt Helva’yı çıkarmış.
Aldım. Ama verdiğim fiyat beni düşündürdü. “Karın doyursun diye değil, tadımlık niyetine. Kâğıdın üzerine konmuş birkaç tatlı kelam” için neden 22TL? Bu küçük, fazladan hiçbir cümle eklenmemiş kitaba niçin bu fiyat? Evet, çok şirin olmuş. Albenisi yüksek bir kitap… İnsanın çok hoşuna gidiyor. Kapağı bile “sanki kâğıt helvaymış gibi” tasarlanmış. Fakat nihayetinde içindekiler yazdığı kitaplardan seçilmiş cümleler… Kitabın bu fiyatta olması en sevdiği okurlarından biri olarak beni fazlasıyla incitti. Biraz ağır kaçacak ama “ticari” bir çirkinlik hissettim ne yazık ki… Kanıma dokundu bir parça. “Sevgili okur, sen olmasan kurur pilim…” düşüncesiyle okuruna yaklaşan Elif’e konduramıyorum ben böyle bir olayı. Hani neredeyse abartıp ihanet olarak algılayacağım. Mesela J.K.Rowling de Harry Potter’lardan sonra küçük bir hikâye kitabı yayınlamıştı Harry Potter’la ilgili. İlk başta ticari mi acaba diye düşündüm ama meğer bir çocuk vakfına bağışlanacakmış gelir. Bu sefer de böyle bir şey bekledim, olmadı.
Benim gibi, her yazısını takip eden ve tüm kitaplarını edinip okuyan biri için çok kabul edilebilir bir sunuş değil bu. Ama eğer hiçbir kitabını okumadıysanız veya 1 ya da 2 kitabını falan okuduysanız, almanızı tavsiye edebilirim. İçindeki cümleler, alıntı yapılmış yerler çok hoşunuza gidecek. Ciddi manada keyif veriyor… İçimi sızlatan bu düşünceler olmasa ben de daha büyük bir zevkle okurdum eminim…
Posted in Kültürel
Birkaç Güzel Film
Aralık 6th, 2009 Posted 15:02
Yazmak istediğim birkaç film var. Hepsi için ayrı ayrı sayfa açmayayım dedim. En iyisi kısa kısa tek başlık altında anlatmak
![]()
2012
Görsel efektler çok iyi. Film sıralamamda en iyiler arasına kesinlikle oturmaz ama başarılı ve keyifle izlenebilecek bir film. Hatta vizyondaki filmler arasında en güzeli diyebilirim.
Her yerde “kıyamet”i anlatıyormuş bu film diyorlar, hatta filmde de “kıyamet, dünyanın son günü, dünyanın sonu” gibi ifadeler geçiyor. Ama hayır aslında kıyamet dediğimiz şey böyle değildir =) bu biraz Nuh tufanının günümüz versiyonunu tasvir eden bir film olmuş bence. Karşılaştırırsanız siz de göreceksiniz
Çünkü zaten gerçek kıyamette “hayatta kalma” denen bir şey yoktur.
Her neyse, çok uzatmayayım. İzlemenizi tavsiye edebilirim
V for Vendetta

Başta ablamın ve filmi izleyen herkesin uzuun zamandan beri devam eden ısrarlarına dayanamadım ve izledim filmi
Evet, dedikleri kadar var. Çok beğendim. Ustaca tasarlanmış bir öykü. Beklemediğiniz şeyler oluyor. Natalie Portman’ın oyunculuğu zaten harika. Sahnelerin çoğu oldukça ihtişamlı. Efektleri güzel yapmışlar. Hele en sondaki yıkım sahnesi muhteşemdi ![]()
En sevdiğim şeyse, neredeyse hiç açık sahne yoktu! Dolayısıyla aile ortamında da rahatlıkla izlenebilir. Şiddetle tavsiye ediyorum =))
Yeni Ay

Film yapısı olarak ilk filmden bir farkı yoktu. Filme uyarlama olduğundan elbette ki kitaptan farklı yerleri vardı, ki onlar da çok sırıtmamış. Yani olması gerektiği gibi olmuş. Ben bu serinin 2. ve 3. kitaplarını konu ve tarz olarak sevmemiştim. Dolayısıyla bu filmin de konusu beni açmadı. Ama yine de kitapta o işkence gibi olan sayfaları daha uzun sürede okuyorsun, film 2 buçuk saatte bittiği için o konuda da sıkıntı çekmedim
Bu tür seri filmlerde, filmi serinin ortasından ya da sonundan izleyip “ay hiçbir şey anlamadım ne saçmaydı yaa” gibi cahilce yorumlarda bulunmamak için lütfen izleyecekseniz de önce ilk filmi izleyin ki eleştirileriniz yerinde olsun
Bolt

Arkadaşımla önce V for Vendetta’yı izledik. Sonra “bir film daha mı izlesek?” dedik ve elimizde olan tek film olan Bolt’a karar verdik. Hem çok keyif aldık hem de tamamını İngilizce izlediğimiz için yararlı oldu bizim için =) Güzel bir animasyon. Kardeşleriniz, yeğenleriniz, çocuklarınız ve bilumum minik arkadaşlarınız için eğlenceli bir film. Tavsiye ediyorum
Posted in Kültürel
“Son İmparator” Filmi
Aralık 1st, 2009 Posted 14:52

Daha önce Çin veya Japonya’yla hiç ilgilenmemiştim. Avrupa Medeniyetleri, Amerika, hatta güney yarım küredeki medeniyetler… Hepsiyle az buçuk ilişkim oldu. Ama Çin, asla. Birincisi Çinlilere karşı bir antipatim var. Belki hepsini birbirine benzettiğim için bir esrarengizlik seziyorum, belki de şu “yecüc mecüc” meselesinden dolayı =) Bilemiyorum… Amerika’dayken bir Çin Mahallesi’ne gitmiştim. Dehşet verici bir şekilde kirliydi, hala o kokuyu hissedebiliyorum aklıma geldiğinde. O zaman da üzerimdeki negatif etkileri kuvvetlenmiş oldu. Yanlış anlamayın bu bir “ırkçılık” değil, tamamen içgüdüsel =)
Bir gün babam elinde bu filmle geldiğinde önce şaşırdım. 9 Oscar almıştı. Sonra Çinlilere ait olduğunu görünce, istemeye istemeye kabul ettim izlemeyi.
Film, gerçekten çok başarılı. Çin’deki Komünistler ve imparatorluğu devam ettirmek isteyen bir grup arasındaki mücadeleyi anlatıyor. Tahta 3 yaşında geçen Puyi, tuhaf birçok olayın içinde buluyor kendini. Ardından gelişen olaylar da çok çarpıcı. Film hakkında fazla detaya inmek istemiyorum. İzlemenizi tavsiye ederim
Posted in Kültürel
“Neşeli Hayat” Filmi
Kasım 30th, 2009 Posted 23:26

Hayır, Neşesiz Hayat. Tam anlamıyla hayal kırıklığı yaşadım. “Neşe”, “noel baba”, “yılbaşı” gibi ifadeleri görünce ve Yılmaz Erdoğan ile BKM oyuncuları olunca ister istemez komedi filmi bekliyorsun. Değildi. Köyden İstanbul’a gelmiş bir adamın trajikomik öyküsü anlatılıyordu. Tamam, komik olmayabilir ama aslında tam olarak acıklı da değildi. Yani bir kategorisi yok gibiydi. Ne gülüyorsun, ne üzülüyorsun, ne acıyorsun. Üstelik çok sıkıldım. Daha ilk yarıda çıkmak istedim. İlk defa verdiğim para içime oturdu yani… 2 saatimin boşa gittiğine ve onca yolu kat ettiğime üzüldüm.
Filmin yapımında kayda değer bir paranın harcanmadığı belli. Öte yandan BKM oyuncularının şöhretinden dolayı insanlar meraka düşecek ve bu sayede para kazanacaklar.
Her şeye rağmen, oyunculuklara elbette lafım yok. Özellikle Yılmaz Erdoğan kabiliyetini konuşturmuş. Köylü tiplemesi olağanüstüydü. BKM oyuncuları da her zamanki gibi harikaydılar.
Normalde çok beğenmesem de bu kadar yermem eserleri. Ama olmamış, olmamış ve olmamış.
Posted in Kültürel
