Archive for the ‘Güncel Hayat’ Category
12 Eylül - Referandum
Ağustos 3rd, 2010 Posted 13:49

Malumunuz gündemin en önemli konusu referandum. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki 12 Eylül referandumu Türkiye tarihinin en önemli olaylarından biridir. Hükümete destek veya köstek olmak için verilecek bir oy değildir. Ben darbe anayasası kullanmayı ve kendi ülkemde her açıdan (!) sömürülüp ezilmeyi reddediyorum. Bu yüzden EVET oyu kullanacağım.
Zaman Gazetesi, referanduma EVET dememiz halinde ne elde edeceğimiz hakkında bir yazı yazmış. Buradan ulaşabilirsiniz. Faydalı olacağını umuyorum.
Huzurlu günler
Posted in Güncel Hayat
Ahmet Altan 25.07.2010 - Dikkatli Bakın
Temmuz 26th, 2010 Posted 08:55

Acıyorum bu ülkenin haline. Darbedir, Ergenekon’dur şudur budur çok yükseklere gitmeye gerek yok. Bu sene devlet işleriyle fazla yüz göz oldum. Öyle oyunlar dönüyor ki, insanlar o kadar aptal yerine konuyor ki, inanın kendimi hiç güvende hissetmiyorum. Sözü fazla uzatmadan Ahmet Altan’ın köşe yazılarından birini paylaşmak istiyorum. Seviyorum bu gazetenin tarafsızlığını, gerçekten.
“Sadece Türkiye tarihinde değil, dünya tarihinde de pek rastlanılmamış olaylar yaşıyoruz.
Bir ordunun generallerinin neredeyse onda biri “darbe” suçlamasıyla tutuklanıyor.
Bunca kalabalık bir general kadrosunun “darbe” işlerine bulaşması dehşet verici ama bunun kadar dehşet verici başka gerçekler de var.
Generallerin tutuklanmasına neden olan darbe planları ne zaman yapılmış?
Yedi yıl önce.
Bu darbe girişimi nasıl ortaya çıktı?
Yayın hayatına başlayalı daha üç yıl bile olmamış, bin bir sıkıntıyla boğuşan, dar kadrolu, tirajı elli bin olan küçük bir gazetenin “darbe planlarını” yayımlamasıyla.
Çok daha geniş imkânları bulunan, yüzlerce milyon dolarlık bütçelerle yönetilen, herhangi bir bürosunun eleman sayısı bile Taraf gazetesinin tüm elemanlarından daha fazla olan “büyük” gazeteler neden yedi yıl boyunca bu planları yayımlamamışlar?
Bu darbeyle ilgili hiçbir şey duymamışlar mı?
Duymuşlar.
Bazıları günlüklerine kaydetmiş bunları, bazıları yazılarının satır aralarına saklamış.
Neden gerçekleri halktan gizlemişler?
Darbenin kendisi kadar dehşet verici olan gerçeklerden biri “medyanın” bu darbe yandaşlığı.
Biliyorlar, yazmıyorlar.
Sadece darbeyi değil “devletin” içindeki daha birçok çarpılmayı biliyorlar ama okuyucularına söylemiyorlar.
Okuyucularını kandırıyorlar.
Bildiklerini sakladıkları gibi, onların bildiklerini yayımlayan bir gazete çıkarsa ona da saldırıyorlar.
Biz “Balyoz” planlarını yayımladığımız zaman neler yazdıklarını bir hatırlayın.
Neredeyse o “planları” bizim hazırladığımızı söyleyeceklerdi.
Enerjilerinin büyük bir kısmını “darbe” haberlerini yalanlamaya harcamışlardı.
Bu kadar yalancı ve sahtekâr bir medya olursa o ülkede defalarca darbe yapılır elbette.
Generaller kimden ya da neden korkacaklar ki?
Geçenlerde bir televizyonda konuşan iki gazeteciye rastladım, biri, “sahtecilikten” yargılanan bir albayın “orduyu savunmasına” kızıyordu ve inanmayacaksınız ama aynen şöyle söyledi:
“Adam yüz kızartıcı suçtan yargılanıyor kardeşim, öyle darbeden falan değil…”
O gazeteciye “darbe” yüz kızartıcı bir suç olarak gözükmüyordu.
Medyasının hali bu.
Peki ya Genelkurmay?
Neden Genelkurmay yedi yıl boyunca bu darbe girişimini ortaya çıkarmadı, neden “darbecileri” kendi içinden ayıklamadı, neden onları sürekli terfi ettirdi?
Darbecilikle suçlanan generallerden birini daha önceki gün Genelkurmay, “kahramanlıklarını” ballandırarak savunmaya çalışıyordu.
O general, kendi gömdükleri mayınlarla kendi askerlerinin öldüğü ortaya çıktığında “olur böyle şeyler” diyen, “PKK’lıların geldiğini gördük ama kaçakçı sandık” diye açıklama yapan bir general.
Genelkurmay bunların hesabını soracağına tam aksine “koruyuculuğunu” yapıyor.
Bu da yetmiyor, “terör örgütü” yönetmekten sanık bir ordu komutanını Genelkurmay Başkanı bizzat ziyaretine giderek koruma altına almaya çalışıyor.
Sanık orgeneralin “jandarma komutanı” olacağına dair şayialar çıkıyor.
Böyle bir Genelkurmay olur mu?
Çarpık bir sistemi korumaya çalışırken medyası da, ordusu da çarpılmış.
Siyaset kurumu ise bunların üstüne hiç gitmemiş.
CHP, MHP gibi partiler bu sistemi savunmuş.
Sadece AKP, o da Şemdinli skandalındaki utanç verici işbirliği denemesinde hüsrana uğrayıp “sistemle” asla anlaşamayacağını anladıktan sonra “demokrat” adımlar atıp, sistemin kenarından köşesinden de olsa değişmesi için harekete geçmiş.
Yüksek yargı ise bu darbeleri, darbe girişimlerini, muhtıraları hiç soruşturmamış.
Darbelerin ve darbecilerin etrafında kilitlenmiş böyle bir yapı kırılıyor şimdi.
Küçücük bir gazete bu yapının kırılmasında önemli bir rol oynayabiliyor çünkü bu yapı gerçek bir temele dayanmıyor, medyası, ordusu, siyaseti, yargısı gerçek değil bu sistemin.
Bugüne dek hiç sorgulanmadığı için güçlü gözükmüş, kendi halkına çok çile çektirmiş, kof bir sistem var karşımızda.
El ele verdiğimizde bu sistemi değiştirebiliriz.
Değişim için uzattığınız elinizi kimin tutup, kimin boşta bıraktığı ise size “kimin” bu sistemden, kimin değişimden yana olduğunu açıkça gösterecektir.
Gerçekler çağına giriyoruz.
Seksen yıllık bir saltanatın arkasında gizli olanlar birer birer aydınlanıyor.”
Posted in Düşünce Dünyası, Güncel Hayat
iPhone 3G’ye Ringtone Yüklemek
Ocak 31st, 2010 Posted 19:18

Geçen senenin sonundan beri iphone’um var ama bir türlü Ringtone yükleyememiştim. Birkaç siteye bakıp yapmaya çalıştım ama çok karışıklardı, beceremedim. Nihayet bugün öylesine bakarken rastladım bir yerde. İndirdim ve kurdum programı. Kurulum çok basit ve gerçekten çalışıyor! Iphone’a ringtone yüklemek çok basit hale geliyor böylelikle. Benim çok işime yaradı, belki ihtiyacı olan biri görür diye burada da yayınlıyorum
Buraya tıklayarak programa ulaşabilirsiniz. Yalnız programı indirmek için siteye üye olmak gerekiyor.
Bu arada, programı paylaşan site üyelerine çok teşekkür ederim ![]()
Posted in Güncel Hayat, İnternet Dünyası
Taksi Şoförleri
Ekim 21st, 2009 Posted 22:05

Normalde, taksilere güvenmem, güvenemem. Ne olur ne olmaz; yalnız başınasın, kızsın, bin bir türlü insan, bin bir türlü ruh hali var. Her zaman temkinli olmak lazım vesselam. Ama bizim okulun oradaki taksileri ve taksi şoförlerini nedense çok seviyorum. Ne zaman binsem, kapalıyım ya, hemen başlıyorlar: “Açtırıyorlar mı başınızı? Çok yazık… Benim de kızım, yeğenim vs. tanıdığım var o da kapalı onun da başını açtırıyorlar okulunda. Ne zaman düzelecek bu sistem? Yine de İslamiyet’i temsil ediyorsunuz, ne mutlu. Bizlerin de böyle yerlere girebileceğini görsünler bunlar…” Uzuyor gidiyor
Memnun oluyorum tabii ki. Okulda başını kapatıyorsun, öyle bir yabancısın kalıyorsun ki, sanki uzaylısın, insanlar senden kaçıyor. En azından taksiye binince “Oh be güzel ülkemin güzel ‘elit tabakadan olmayan’ insanları” diyebiliyorum. Üstelik bu beni kendine yakın bulan ve bizim okulun tikilerinden bıkmış taksi şoförleri, fiyatta da bir güzellik yapıyorlar. 12 ise 10, 10 ise 7-8’e kapatıyorlar bu işi. Zaten söylememe bile gerek yok, mümkün olan en kısa ve hızlı yollardan gidiyorum nereye gideceksem. Sonuç olarak; karşılıklı hayır duaları içerisinde taksiden iniyorum ve günümün geri kalanı çok mutlu geçiyor! Biraz da olsa üzerime yapışan o tuhaf yabancılıktan, dışlanmışlıktan kurtuluyorum. Müteşekkirim.
NOT: Nazar değmesin
Posted in Güncel Hayat
Korumalı: Başörtü Üzerine
Ekim 15th, 2009 Posted 19:02
Posted in Düşünce Dünyası, Güncel Hayat, İslam Dünyası
Münevver’in Başındaki “Kara Bulutlar”
Eylül 19th, 2009 Posted 02:09

Tarih 3 Mart 2009. İstanbul’da bir çöp kutusunda, bir bavulun içinde başsız bir vücut ve bir gitar kılıfı içerisinde bir baş bulundu. 1991 doğumlu Münevver’in neşeli hayatına bu tarihte giriyor kara bulutlar.
Ünlü bir iş adamı olan Hayyam Garipoğlu’nun yeğeni olan Cem Garipoğlu(Münevver’in maalesef sevgilisi) belli olmayan bir sebepten ötürü Münevver’i öldürüp, başını testereyle kesip, onu bir çöp kutusuna atmıştı. Sonra da ardında birçok kan lekesi bırakarak ailesi tarafından kaçırıldı. Saklandı.
İlk olarak herkes gibi bizim de kanımız dondu. Vahşet olarak nitelendirdik. Ama ne de olsa bu tür cinayetler çok sık oluyor, birkaç haftada unutulur diye düşündük. Olmadı. Tüm Türkiye yaklaşık 7 ay bu olayla yatıp bu olayla kalktı. Elbette ki Münevver’in ailesi sayesinde. Bir gün bile ara vermeden medya yoluyla herkese ulaştılar. En yüksek rütbeli isimlerle görüştüler. Katil Cem Garipoğlu’nu Interpol aramaya başladı.
Türk Halkı en çok da emniyet birimlerini suçladı. Bu adam sırf zengin bir iş adamının yeğeni olduğu için birçok kanıt saklanıyor, bazı soruların yanıtlarıysa verilemiyor olmalıydı. Aslında bana kalırsa, bu çocuk ailesinin desteği olmadan kesinlikle saklanamazdı. Onlarla görüşmeden, onlardan para almadan gizlenmesi mümkün değildi. Garipoğlu ailesinin tüm telefon görüşmeleri, banka hesapları incelenseydi muhakkak kayda değer bir şey bulunurdu diye tahmin ediyorum. Kimse kusura bakmasın. Özellikle Celalettin Cerrah buradayken, emniyetin ciddi bir boş verme sorunu vardı. Kamera kayıtları saklandı. Baba ve anne serbest bırakıldı. Süreyya Karabulut’un çabaları olmasaydı, ne baba tutuklanırdı ne de kamera kayıtları onca zaman sonra yayınlanırdı. Üstelik hiç sanmıyorum Süreyya Karabulut köşesine çekilip, sineye çekseydi bu olayı aylardır bir kez bile gündemden düşmeyen bir cinayet olacağını.
Nihayet yakalandı. Herkesin üzerinden büyük bir yük kalktı. İnsanların başkalarına güvenleri tamamen gitti bu cinayet yüzünden. Çünkü düşünsenize, gayet masum olabilecek bir kişi Münevver’in sevgilisi. Annesi biliyormuş bu ilişkiyi. Adam kültürlü, zengin ve kızını mutlu ediyor diye içten içe seviniyordur da kadın. Hele Münevver… Nereden bilsin bu kadar kibar ve sevgi dolu bir adamın canavara dönüşeceğini? Günlükleri yayınlandı Münevver’in. Cem’i onun ağzından da dinledik. İçinde yatan canavarı bir kez bile hissettirmemiş sevgilisine.
Şimdi bu adam teslim oldu. Güya aile tarafından… Güya pişman… Güya çocuk yaşta… Güya cinnet geçirmiş… Güya testereyi aldığını bile hatırlamıyormuş… Güya İstanbul’da saklanmış… Güya çok kibarmış… Güya sucuk ekmek yemek de insani bir ayrıntıymış…
Cem’in testeresine anlatın siz bunları! Sayenizde paranoyak olduk. Yok yere cinayet senaryoları üretiyoruz. Ama yemezler. 6 buçuk ay çalışılmış güzel bir savunma, tebrikler. Cani, en az cezayı alsın diye yırtıyorsunuz kendinizi. Bizden kaçmaz. Kimse inanmadı. O katil hak ettiği cezayı bulacak! Hadi diyelim her tür hafifletici sebep mahkeme tarafından kabul edildi. Hadi diyelim Cem Garipoğlu birkaç sene yatıp çıkacak. Siz sanıyor musunuz o herif o hapisten çıktığı zaman sokaklarda dolaşabilecek? Bu millet kendi kızının yasını tutacak kadar merhametliyse, ona yapılanı unutmayacak kadar da vefakârdır. Bundan sonra Cem Garipoğlu’na bu memlekette içtiği su haram!
Bu yüzden boşuna uğraşmayın bu adamı çıkarmak için hapisten. Hücrede müebbet yemesi onun için en hayırlısı. Koğuşa da almayın. Maazallah oradaki suçluların da vefakâr yanları tutar, Cem’inize yazık olur!
NOT: Bu pis herifin her yerde güler yüzlü fotoğrafları yayınlanıyordu, sinir oluyordum. Polislerin elinde yüzü düşmüş vaziyette olan hali çok işime geldi buraya koymak için.
Posted in Güncel Hayat
Acı Bir Hayat
Ağustos 26th, 2009 Posted 16:31
İlkokul 3. sınıfta mavi gözlü sarışın bir arkadaşım vardı. En çok onu severdim. İmrendiğim mutlu bir ailesi vardı. Birlikte oyunlar oynar ve o yaşımızda karşımıza çıkan zorluklarla ilgili (deprem vs.) dertleşirdik. Arkadaşım 3. sınıfın sonunda okuldan ayrıldı ve bağımız koptu yavaş yavaş. Yıllar sonra karşılaştığımda babasının annesinden ayrılıp başka bir kadınla evlendiğini ve çocuklarına hiç yardımcı olmadığını, bu yüzden maddi durumlarının çok kötü olduğunu öğrendim. İçim parçalandı.Bugün facebook aracılığıyla kendisiyle yeniden konuşma fırsatım oldu ve son öğrendiğim olayın hikayenin sadece başlangıç kısmı olduğunu anladım. Arkadaşım aile olaylarına daha fazla dayanamayıp, 2 yıl önce (yani 16 yaşında) okulu bırakıp, sevdiği adama kaçmış. Evlenmişler. 4 ay önce de eşi trafik kazasında vefat etmiş. 18 yaşında dul kalmış bir şekilde annesinin yanına geri dönmüş. 1 ay önce de annesi başka bir adamla evlenmiş ve arkadaşım babası ile babasının yeni eşinin yanına taşınmış.
Şok oldum! Ben burada üniversiteydi, hazırlık geçme derdiydi, yok şuydu yok buydu derken; kızcağız 2-3 seneye bir ömrü sığdırmış! İnsanlar ne şartlarda, ne hayatlar yaşıyor farkında mıyız? Şu an yanımızda olan insanların bundan 10 sene sonra ne durumda olacaklarını tahmin edebiliyor muyuz? Hayır, hiç sanmıyorum. Bizler sevdiklerimizin kıymetini bile bilemiyoruz ki… Sevdiğiniz insanların ölebileceklerini ve hatta zaten öleceklerini hiç düşündünüz mü? 18 yaşında; hayatı neredeyse sona ermiş, sevdiği insanı kaybetmiş, güvenecek kimsesi kalmamış bir genç kızın yerinde biz de olamaz mıydık?
Zor değil, çok geç olmadan… Farkına varın bazı şeylerin! Sıkı sıkı sarılın hayata, sevdiklerinize… Yaşama duyulan sevgidir bizi ayakta tutan!
Posted in AyseZeynep'e Özel, Düşünce Dünyası, Güncel Hayat
Kız Babası Olmak :)
Temmuz 30th, 2009 Posted 15:51

Bu devirde kız büyütmek zor vesselam
Posted in Güncel Hayat
Merhaba Herkese :)
Haziran 25th, 2009 Posted 20:47
Herkese merhabalar… 
Bana gelen birçok meraklı mesajdan sonra bir açıklama yazısı yazmaya karar verdim.
Öncelikle sorularınızı cevaplayayım.
Bir süredir ÖSS yüzünden ortalıkta yoktum ve hiçbir mesaja cevap yazamadım. Yorumları okuyup değerlendirme fırsatım olmadı.
Sınavımın iyi geçtiğini söyleyemeyeceğim ne yazık ki, sizlerden saklayacak değilim. Artık önümüze bakacağız…
ÖSS’den 2 gün sonra sınıf arkadaşlarımla Rize’ye gittik. 9 gün oradaydık, tüm stresim geride kaldı, yaşayabileceğim en özel ve en güzel zamanları geçirdim.
Dün gece eve geldim. Daha tam dinlenemeden eşyalarımı toplamaya başladım. Taşınıyoruz
Ayrıca cumartesi günü Fransa’ya gidiyorum ablamın yanına, onun da ayrı bir telaşı var… 10 gün falan da oradayım. Anlayacağınız bir süre daha koşturacağım. Vakit bulduğum zamanlar buraya muhakkak uğrarım.
Herkese neşeli, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim 
Ayşe Zeynep
Posted in Güncel Hayat
Komik Duruma Düşmek
Şubat 6th, 2009 Posted 15:39
İnsan içi içini yerken mutlu görünmeye çalışınca ne kadar komik duruma düşüyor değil mi? Özellikle bu tür kişiler mutlu görünmeye çalışmak için anlamsızca aşırı neşeli oluyorlar, normalde olunamayacak kadar fazla. Yazık, Allah kimseyi komik duruma düşürmesin.
Geçen gün bir arkadaşımla bu mesele üzerine konuşuyorduk da, sizlere de düşünmek adına bir konu vermiş olmak için buraya yazayım dedim
Posted in Güncel Hayat

